10 Mart 2015 Salı

"Geçer Bu Zor Günler de"

Aylar sonra, merhaba blogcum :)

Hep biliyordum burda beni dinleyen biri olduğunu ama gelmek bu güne nasipmiş. Bu yatak yorgan yattığım günlere... 

Yakın zamanda hiç bu kadar hasta yattığımı bilmiyorum sanırım... Bir "acil" ziyeret ediverdik evin merhametli, arkadaşsevenleriyle :) Minnak bir boğaz enfeksiyonu diyor doktor, benim yaşadığım "yatak beni çağırıyor" :)  Yarın bütünüyle iyileşmeye azmi cezmi kast eyledim inşAllah, geri sahalara dönmek istiyorum artık, zira ben insanlarla mutluyum, çocuklarımla, arkadaşlarımla, ailemle falan filan...

Bahar geldi yine... Şimdi şimdi farkettim... Rüyamdan uyandım... Kelimelerin kifayetsiz kaldığı günlerin, duyguların ardından yapılacak en iyi işin"vira bismillah" diyip hayata dönmek olduğunu anladım inşAllah. Yoksa edebiyat severim, güzel de okurdum canını ben bu ruh halimin ama, ömür kısa ve ben neşeyi daha çok seviyorum sanırım artık :)

Ha sahi ne diyordum... Bahar... Şükür. Ne güzellikler bekler bizi bakalım. Rabbim ahiretimizi en güzel, ama dünyamızı da aydınlık huzurlu eylesin. Yolunda eylesin, günahlardan uzak eylesin...

Şimdi önce şifa gelsin, sonra gücüm yerine... Neşe diliyorum Rabbim, bol kitap, bol kafein, bol pembe, kırmızı... Biraz ve zamanınca mavi... Bol gezmeler, tozmalar, bol arkadaşlar, yeni filmler, yeni hediyeler, yeni giyecekler (itiraf etmeden edemedim:)), bir tutam arpa zambağı, bir saksı çuha bekliyorum nasibime...

Ve tabi ki Sen... Ve Senin Habibin (sav) Rabbim <3

3 Aralık 2014 Çarşamba

Keyfli Deneyimdi Doğrusu :)

Çok daraldığım zamanlarda 
Yoldaki su dolu çukura düşmüş bir Zeynep imgesi belirir gözümde
Çırpındıkca daha da batıp elim yüzümü çamur yaptım yıllardır
Hem kendimi, hem çevremdekileri daha çok yordum...

Şimdi, bugün -Rabbimin yardımıyla elbet- yeni bir proce (proje değil:)) uygulamaya çalıştım
Ve sükutla zamanın geçmesini bekledim.
Ha sadece sükutla değil, biraz da eğlenerek
Unutmaya çalışarak,
Insanların "insan" olduğunu anımsayarak
"Ben kırmadım ya umarım" diyerek...

Sükutu bilmeli önce insan
Sükut dediysem öylecee susma değil değerli kari,
Hunharca davranmayıp kendine ve insanlığa,
Allahtan bir huzur beklemek...
Huzur; sabırla, tevekkülle yetişir ancak sanırım
Rabbimize sırtımızı dayayıp, O'nun bizden habersiz olmadığını hatırdan çıkarmamak...
Huzurun Dünyadaki Eğitmeni (sav) diyor ya "sabır ilk tosladığı andadır"
Huzur, sükutla, insanlara yaklaşmak...
Kendine de :))

Umarım bunu hep yapabilirim, çok keyfliydi...
Nasip et Rabbim
Bana da tüm sükunet, huzur arayanlara da ♡

26 Kasım 2014 Çarşamba

Ha haaa ;)
En güzel halimiz,
Huzurun ucundan tutuverdiğimiz an

Ne yakın huzur
Ne uzak ruh ülkemize
Bir gülüşle mutlu olan da biziz
Bir bakışla keyif kuşunu uçuran da
Kimi zaman güzel bir şarkı hayat
Kimi bir kitap
Bir dost...
Dostla bir çay,
Çayın deminde dost sesi
Çay fokurtusunda Sohbeti Canan
Omuzda bir el
El de bir sevda
Sevdada bir dua
Duada bir bekleyiş
Bekleyişde umut
Umutta gençlik
Gençlikte sevdalık
Sevdalıkta bir kalp kıpırtısı
Bir bebek kokusu
Bir kasımpatı pembesi
Yağmur kokusu

Ve sen,
Huzurun kaynağı...
Aşkın sahibi
Bütün aşk sanrılarının uzağında
Sevday-ı hakiki
Gel... Her mevsim
Her gece...
Gel ve gitme ruh ülkemizden ebedi...

23 Kasım 2014 Pazar

Kış Geldi Falan Filan :)

Yağmur yağdıkca bir huzur yerleşkesi yüreğim
Yağmurla bir ferahlık sağanağı
Yağmurun altında ıslanmak gülümseyerek
Kimi zamansa camdan bakmak sokak lambası aydınlığındaki damlalara
Her damlada bir meleğin gelişi
Her meleğin, bir arzu hali göklere iletişi
Sokaktan gelen damla seslerine "tövbeler" karıştırmak
Damla seslerine "aminler" yüklemek

Evde bir fincan kış çayı mis kokulu
Kulakta tık tık cama vuran damlaların sesi...
Aslında ben korkardım yağmurdan
Lakin birkaç yıldır huzurunu duyar oldum kalbimde
Sokakların ve yüreklerin temizlenmesinin yükünü
Birkaç damla suya, gözyaşına vermişse
Sevilir yağmur...

Yağmur...
Dualar ve tövbeler eşliğinde
Senfonisini sürdürürken yüreğimde
Kış çayı -belki bi fincan kahve-
Kitap beraberliği kurmak istiyorum
Kendi yürek ülkemde
Dinginliğe muhtaç ruhum
Deli yanımı kitapların alıp götüren tarafına bırakmak istiyor...

Kalp temizlenmeyi istiyor
Kâh yağmurla...
Kâh kitapla...
Bazen dua,
Bazen dostla :)


19 Kasım 2014 Çarşamba

Pembiş Gözlük

Rezilliğimin tavan yaptığı bir gündü...
Ah ahh...
Çocuklarımın kitaplarında vardı bir soru,
Orada dediği gibi, "no one is perfect"
:/
Beterinden korusun Rabbim.

Dün okuduğum bir yazı vardı,
Evliliğinden tam vazgeçecek olan bir hanımın tavrı... çabası...
Insanları olduğu gibinin ötesinde,
daha da olumlu bakmak onlara...
Aslında her insan sevilmeyi, yakınlığı hak eder.
Önyargılı olmadığımı düşünsem de
Zaman zaman insanlara gerektiği kıymeti veremediğime üzülüyorum

Farkediyorum ki, hep akisten ibaret hayat
Nasıl yaklaşırsak, ne sesi verirsek benzeri dönüyor
Değil mi ki Alemlerin Rabbi bizden habersiz değil
O zaman kaygılanacak mesele yok
Allah Kendi istediği gibi, yönde aklımızı, kalbimizi yönlendirsin.

Ben de her öğrencime, arkadaşıma, ailemizin bireylerine karşılaştığım en mükemmel insan nazarıyla baksam...
Gerçekleşir hayallerim.

Yine, yeniden... Herşey güzel olacak, biiznillah :)




14 Kasım 2014 Cuma

Bir bakışta,
Bir gülümseyişte,
Bir duada,
Bir kelimede,
Bir rengin koyuluğunda,
Bir seste,
Bir nefeste...
Huzur.
Saklı.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Ben giderken yaşımı bilmeyecekler hiç
"Gençliğim" olacak ilk söylenen...
"Neşe" sanırım sonra...
"Asiydi az" derler...
Kimse çürük kalbimi farketmeyecek.
Yorgunluktan batmış bir gemi...
Boyayan olmamış içini,
Okşayan usulca...
Umuttan başka.

Bilemeyecekler hiç yaşımı
Çürümüş nemli kalbim
Aşina gelmez kimseye...

Cahit'in dediği gibi
"Bağışlanmamı dilerim"
Bir yaşlı teyzenin gözlerinde, dualarında buluyorum yitirmişliğimi bugün
Yaşı epey ilerlemiş,
Yüzünde bir gülümseme,
Rabbe bağlı bir selamla bakıyor bana,
Dudaklarımla alıyorum,
Gözlerim gözlerine takılıyor,
Yorgun. Lakin umutlu
Umut demeyeyim de huzur belki...
Ben yorgun...
Ben yitmişliğimle tren yaylarına bakıyorum.
Ben kendimi arıyorum bir sokakta,
Sonbahara soruyorum,
"Ömür" diyorum...
"Bir hiç" uğruna tüm uykusuzluklarım,
Tüm korkularım "varlığı kaim olana"
Gökten gelecek haberi kaygılı,
Lakin istekli bekliyorum.
"Dünya" bana göre değil...
Ben dünyaya göre hiç değilim.
Ne kadar koşsam,
Yetişemem ben bu balona
Uçar uçar durur da
Bakmaz yetişip yetişemediğime.
Dünya.
Can yakan.
Lakin imtihan arenası,
Cennet bileti,
Cehennem yakıtı...
Dünya...
Sahipsiz.
Ben aciz, zayıf...
Ne haddime yaşamak
Bekliyorum
Sürgünümü,
Vuslata kavuşsun diye.

Bir teyzenin tesbihinde huzur bugün
Teyze...
Dünyaya meydan okurken
Koşmaktan bitkin ben
Dünyaya mağlubum.
Sevdaya, insanlığa mağlup...
Umuda aşık.

29 Ekim 2014 Çarşamba

Kayıp

Sanırım bazen durmak, nefeslenmek gerek.
Ya-vaş-la-mak.
Ne uzak bir kelime bana.
Koştukca kendini yitiren ve anca bununla huzura yaklaşan bir ruha ne uzak...
Ya-vaş-la-mak.

Anlamsız bir kekerelik,
Ruh burukluğu...
İnsanları, sevdiklerimi
Çayın yanında yenilecek bisküvi misal  
Arada neşe için, kırgınlığa sebep olmasın diye
Bir mavi kutuda biriktirme isteği.

Yaşımı ensemin bir ucunda hissediyorum artık.
Artık neşe yerini bilgece bir gülümsemeye bırakıyor sanırken
Acemice kaçıyorum kendimden.
Yakalanıyorum gecenin koynunda sonra.
Yüzleşmek isteyince,
Yüzünü dolayıp başka diyarlara çekiyor.
Yok yok çekme denmez bana bildiğin sürüklüyor.
Bir masala, bir hayalin tam göbeğine
İki çift laf ettirmiyor kendim, kendiyle.

Belki diye diye yıllar geçiyor Rabbim.
Ben dağlara, taşlara yüklendiğin lakin kabullenmedikleri yükü
"Nasıl taşırım" ın karasındayım.
İyi ki biliyorum Sizi Rabbim.
İyi ki bilmeye meyyalim,
İyi ki kalbimin aradığı yine Sizsiniz Rabbim.
Kalbimin kara kısmı günaha koşarken
Sürüklenen bir yanı hala var... 
Hala iyi ki o kısmı yaşıyor Rabbim.
Ya ben Size hasret ebedi aleme göçersem,
Ebedi bir hasretlik olmaz değil mi ?
Kalbim dünyanın sevdalarını da verseler
Size vurgun...
Layık olmasa da...
Karı olmasa da...
Sevmeye yüreği olamasa da...




Huzura uyanmak duasıyla...

13 Ekim 2014 Pazartesi

Hazan Güncesi

"Evraka, evraka !" diye bağırabilirim bence.
Evet evet buldum sonunda.
Hazan, hüzün demekse,
Ruhumun daralışının elbet en büyük sebebi bu
Bir kaç yıldır tanımsız bir huzursuzluk çöreklenip kalıyor içimde
Tam da işte bu mevsimde 
Yağmur toprakla ilk buluşmalarını yaparken
Herkesler evine sığınırken
Ruhum ortada kalıveriyor sanırım
Dökülen yapraklar arasında ne yapması gerektiğini biliveremeyince
Basıveriyor çığlığı:
"Ben daralıyorum"

Kah çok üstünde durmayıp yüzümü ellerimin arasına alıyorum
Kah bildiğim tüm yöntemlerle ferahlık ninnileri ezberletiyorum ona
Sonuç, hazana alışmakla son buluyor
Hazana alıştıkça, hüzün ıraklaşıyor
Sevmeye başlıyorum sarı mevsimi
"Her kışın baharı var" ya umutlarımı yemyeşil tutuyor

Ruh ancak O'nu bulmakla tatmin oluyor
Hazan da olsa, hüzün de çöreklense 
O varsa hayatımızda, zor yok, ferahlık çok
Dünya ne zaman çepeçevre sarıverse 
Ve Rab mekanını kalpte sislendirse,
O'na bağlılığımız kadar yeşil kalabiliyoruz...

Yine, yeniden "Kalpler ancak O'nu anmakla mutmain olur"
O'na hep bağlı kalmak duasıyla...