Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2014 Perşembe

"Aramış olsaydım belki..."

Ben popüler kitap severim sanırım. Herkesin okuduklarını da merak ederim. Yalnız tabi ki kitap zevkime hitap etmeli. Öyle her yazara da gönül verilmez ki :)
Kürk Mantolu Madonna'yı merak etmişimdir hep.
Ve gayet hızlı bir bitirişim oldu -her ne kadar yazmak nasip olmadıysa da-
Gerçi romandan notlar yazılır mı tam bilemem ama iyi ruh tasvirleri var,
"oooooyyy oyyyy" okurken en sık kullandığım ifadeydi sanırım :)


Mesela: "İki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı."
"Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu"
"İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar"
"Aramış olsaydım belki senin gibi birini bulabilirdim"

Velhasılı iyi bir yaz kitabı bence... İyi bir adamın ardına takılıp gitmek isterseniz... "Ahh bitmeseydi" bile diyebilirsiniz :)




2 Haziran 2014 Pazartesi

Mihmandar-ı Nebi

Istanbul işte...
Istanbul, Kutlu Mihmandarın, kutlu mihmandarı...
Her bir köşesi cennetasa, her bir mekanı huzura yelken.
Ve bir Peygamber (as) müjdesi : Konstantiniyye elbet fetholunacaktır...
Gönüllerin fethini mi kasteder Efendim, yoksa mekan fethi mi tam bilemem,

Lakin şu an gelse Kendileri, burukluk hisseder zannederim. 

Kalbim hicran dolar İstanbulda benim,
Köşe bucağının manası, huzurunu sisler sarmış,
Ne yana baksan heveskar haller, yad ellerde kalmış misal...
Kalmamış bağrında yiğitler, şairler sanki...
Her bir güzellik yavaştan toplamaya başlamış neyi var neyi yoksa sanki bu kentten.


Bende hep meraktı gerçekten Ebu Eyyüp Hazretlerinin fethe gelişleri...

Kutlu Fatih'i sık sık duyardım duymasına da
İlk Peygamber müjdesi isteyenler nasıl gelmişlerdi sahi,
Neler yaşamış, at sırtında aylar, mevsimler boyu nasıl gelmişlerdi ?
Ve sahi neydi Ebu Eyyüp Hazretlerini o yaşında buraya kadar getiren ?
O kutlu beldeleri, Peygamber hatıralarını arkada bırakıp gelmek nasıl bir duyguydu acaba ?

İskender Pala zaten severim...
Çok tarih okuyamayan ve lakin merak eden biri olarak beni cehalitimden kurtarır
Tabi akıcı üslup, tasvirler ve dahi edebiyat bağlanmama sebep...

Kitap Efendimizin hicretiyle başlar, yakın zamanlara dek uzanır.
Elbet bilemem her bir anlatılanın sahihliğini
-Zira en nihayetinde romana kurgu icaptır-
Lakin çok büyük keyfle okuduğumu itiraf etmem gerekir.


Nasıl bir heyecandır evinde O'nu ağırlamak,
Nasıl bir telaştır Kusva'nın adım adım evinize yaklaşması,
Nasıl bir mucizedir O'nu öldürmeye gelirken iman etmek O'na,
Nasıl bir mutluluktur O'na yol arkadaşlığı yapmak.
Ve yıllar sonra, O bu dünyayı terketmişken,
Hatta tüm O'na ait olanlar silinip giderken bu dünyadan
O'na kavuşamamak O'na uzaklık ne büyük hasrettir.
Cihat büyüktür yaştan, hastalıktan...
Cihat... Manevi destek olmak... Hal diliyle tebliğ...
Gayri müslimlerin eliyle bile Peygamber duasının karşılığını görmek:
"Sabahlara kadar uykusuz kalıp nöbet bekleyerek beni korumaya çalışan Sen de dünya ve ahirette koru"

Daha bir anlamlı sanırım şimdi Ebu Eyyüp mekanı...
Daha bir huzurlu mekan sahibini tanıyınca.










23 Ocak 2014 Perşembe

Mavi Bir Hatıranın Kitabı: Mimoza Sürgünü

Mimoza Sürgünü bir Nazan Bekiroğlu kitabı...

Bayramda tanıştık O'nunla, ve bir 25 kasımda hediye olarak elime geçti.
Elime geçti lakin okumaya takat, okumaya gücüm yoktu.
Zira yaralarımı kanatacağını biliyordum.
Yine de bu sabah aceleyle kitaplıktan çekiverdim, "çok canım yanarsa bırakıveririm" dedim
Dedim lakin bırakmak ne/na mümkün...
Her yazdığına "Bu hatun nereden tanıyor beni" demeden edemedim, edemiyorum.

Ya kalplerin hepsi bu basamakta (yazar burada level kelimesini uygun görmüş lakin Türkçeye saygısından kullanmamıştır) aynı duygular içinde
Ya hayatta şahsen hiç tanımasanız da bazılarıyla aynı duygularda olursunuz
Ve onlar duygularını kelimelere döktükçe şaşkın gözlerle bakakalırsınız.

Vücudumun su ve tuz miktarında kayıp yaşandı bugün de...
Ama ağlamaktan değil ağlayamamaktan korkmalı insan :)








14 Haziran 2013 Cuma

Gece Gece Yazılmış Mektuplar

Uzak Geceye Mektuplar....

Hüzünlü deneme...
Bi kaç cümle sanki içimden alınıp kitaba dökülmüş....


*Göğsümü gere gere sevseydim, sevebilseydim sevilecek ne varsa ve sevildiğimi hissetseydim

*"Artık çok geç" e çok az vakit kaldı... Bunu hissediyorum...Ağlamak istiyorum...

*Gözlerimde hüzün...Dudaklarımda tebessüm...Galiba böyle öleceğim...

*Arkama bakacak zamanım yoktu. Gidilecek yolum, varılacak ufkum, söylenecek sözüm, yapacak işlerim vardı. Hem dahi ölüm vardı.

*Kalbimdeki tereddüt ve hüzne rağmen adımlarımdaki aşk ve temponun sebebi buydu

*Bir tatlı ümit veya bir tatlı hayalin peşinden asil bir vazife şuuru içinde sürükleniyordum... Ve bu beni yaşatan şeydi.

*Hüzün, alabildiğine keyiftir gönlünün türkülerinde... İçinde aksiseda bulur

*"Bu" dedi "belki de yaşadığım baharın sonuncusudur"

*Yaşamasını bilene ölümden sonrası sonsuz bahar

*Biliyorum....Çok uzaklarda olmam gereken yer var...Biliyorum...Bu istasyona gelişim anlamsız değildi..Biliyorum...

*Ben hüzne müptela hallerdeyim

*Arkadaşları çoğaltır gibi...Yalnızlığı kovar gibi...Raflardan eski, sıcak bir kitabı, tozlu ama sıcak bir kitabı alır gibi...Özlenen dosta kavuşur gibi...Sevgi vefakar...

*Bu ayrılıktan çok beklemenin, sabrın imtihanı...Yorgunum...

*Sevgi bir gül bahçesinin adı...Sevginin dışındaki her şey ise bozkır...

*En büyük nimet anlamak...En büyük acı ise anlamanın verdiği ufku, muhatap olduğumuz insanlara açamamak...

*Yarabbi ölmeden önce öldür ki, pişman olmayalım.

*Hüzün aşka boğulmaktır ve kimsenin anlamamasıdır feryatlarımızı...

*Ancak o zaman anlayacaksın beklendiğini...Ve ancak o zaman anlayacaksın geciktiğini...Geldiğin gün.




Azıcık hüzünlemek isteyenlere tavsiyemdir...Murat Başaran iyidir.. :)

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Mekke / Medine

Okuduğum kitaptan notlar var bugün...
Bu benim Kutlu Yolculuğum için okuduklarımdan biri ve tek kelimeyle çok beğendim
Beni zorlayan tek yanı tarihe olan muhabbetim (!) 
Sayın Talha Uğurluel de tabi ince ince ayrıntı ayrıntı yazınca,
az biraz yormadı değil okumak :))

"Peygamber Efendimizin İzinde Mekke Medine"

Önce Medine anlatılıyor 
(Ki inşAllah biz de ordan başlayacağız sanırım)
Eski adıyla Yesrib bura...
Yeni adıyla Medine...
Mescidi Nebevi...
Yeşil Kubbe...
Ensar... Muhacir...Kardeşlik
Uhud... Hz.Hamza... Hz. Musab Bin Umeyr...
Cennetül Baki..
Eşinin ve babasının yanındaki kendine ayırdığı mezarlık kısmını Hz Ömer'e veren Hz. Aişe...
Hz Aişe... Hz. Sevde... Hz. Zeynep...
Hz. Rukiye... Hz. Ümmügülsüm... Hz. Zeynep...
Hz. Fatıma... Hz. Hasan...
Hz. Osman... Hz. Abbas... Hz. Halime...
yani..Cennetül Baki..
İlk Mescit Kuba... Kıbleteyn Mescidi (çift Kıbleli Mescit )...
Hurma bahçeleri...
Osmanlı Tren İstasyonu...
Her yer Efendimizin izleriyle dolu sanırım burda...
Bir yerde yıldızları (sahabe efendilerimiz)... Bir yerde ailesi...
Bir yerde sefere hazırlık... Bir köşede Ashabı Suffa...

Geldik Mekke'ye...

"Allah Teala Mekke civarını tamamen kayalık bir halde yaratarak, buraya gelenlerin gönüllerini çevresindeki hiçbir şeye kaptırmadan sadece kendine yönelmelerini istemiş" demiş Necip Fazıl... Çok hoşlandım bundan...
Hz. Hacer, Hz. İbrahim, Hz. İsmail burada en çok anılanlardan... Hz. Hacer olabilmek... "Bunu Rabbin mi istedi? " ile tevekkülde etmek... 

En son Safa ve Merve tepeleri arası say yapılıyor ve umre tamamlanıyormuş. Burada saçımızdan bir tutam kesiyormuşuz ve manen, "günahlarıma şahit vücudumun bir kısmı yenilenmiş oluyor" muş... Çok beğendim bu anlamı :)
Efendimiz Hz. Hatice ile yaşadıkları evi Hz. Zeynebe evlilik hediyesi olarak veriyor. Medineye hicretin ardından Akil (ki Hz. Ali'nin kardeşi) satmış bu evi. Mekke'nin fethinin ardından nerede kalacaklarını sorduklarında Efendimize; "Akil kalacak bize yer mi bıraktı" der. :(    (Şimdi burası mescitmiş)

Kabe insan yapısı ilk mekan yeryüzünde. 19 kere yenilenmiş. Hz İsmail ve Hz. Hacer 'in kabirlerinin burada olduğu söyleniyor (Hicr-i İsmail denen yerde) Hacerü'l Esved ile Makam-ı İbrahim arasında 39, Safa ile Merve Tepeleri arasında ise 70 peygamber kabri bulunuyormuş.

Zemzem ne amaçla içilirse ona çare oluyormuş, bunu da bilmiyordum :)

"Mekkedeki dağlar sanki namaz kılacak bir insan görünümünde, yönünü Kabe'ye dönmüş ve başını yere koymuş gibidir" diye ifade edilmiş... Ne naif, ne hoş  :)

Vee Taif anlatılıyor burada. İnsanlığın İftihar Tablosunun kıymetini o an anlayamayanların yeri... "Başlarımızda bizi koruyacak sağlam başlıklar, gözlerimizde en karasından gözlükler var ama güneş bizi perişan ediyor" diyor yazar... 80 km lik bu yolu yayan nasıl gittin Ey Efendiler Efendisi ? Nasıl bir sevgidir bu ? 

Semure Ağacını çok severmiş Efendimiz, yolculuk yaparken altında dinlenip namaz kılarmış :)

Cennetül Mualla var burada. Hz. Hatice, oğulları Kasım ve Abdullah, Ebu Talip ve Abdulmuttalib 'in kabirleri burada bulunmakta imiş....

Anlatamadım ben kitabı... O kadar yoğun ki.. Bereketli...Okumalı...Gidecek olsa da olmasa da insan O'nun (sav) yaşadıklarını adım adım takipten çok lezzet alıyor. 

Rabbim isteyen herkese kavuşmayı nasip etsin O Kutlu Mekanlara...









22 Mart 2013 Cuma

Böyle De Olmaz Ki :)

Ali Çolak bu ülkenin en güzel yazarlarından biridir kim ne derse desin. Ben hep bir ruhumuzun biyerlerde kardeş olduğuna inanırım yoksa ağzımdan çıkmadan gönlümden çıkanları bu kadar çabuk yazıya dökmüş olamazdı dimi ? :)

Ruhunu alıp insanın biraz eskiye, bazen biraz ileriye, bazen sevdiği bir şarkıya, yazara seyahat ettirir. Biraz uzaklaşmak istediğimde olduğum yerden ya da bir masal ülkesine kaçmak istediğimde yazılarına sığındığım, gönlünü karıştırdığım insandır, abimdir, arkadaşımdır. Cumartesilerini bana iple çektiren, gazeteden köşe yazısı kestiren insandır O. Her dem ilkbahar gibidir. Çiçek açsa da yazıları; vardır bir serinlik, bir çarpan ayaz yüzüme. Kesinlikle tanışmayı, muhabbetini dinlemeyi arzuladığım nadir insanlardan biridir



İşte kitap fuarında daha önce bulamadığım iki kitabını da alıp seriyi tamamladım. Ve tabi birine hemen elim gitti: Periyi Uyandırmak. Zaten O peri diyince içimde bahar çiçekleri açtı yine, ki okurken de çok keyif aldığımı itiraf ediyorum yine. (tamam anladık diyecek artık okuyanlar sanırım :) ) İsterdim ki okurken ya da hemen biter bitmez taze soluklarımla yazayım....Ama nasip bugüneymiş.

*Aşk yaşam şiirinin bir parçası" Edgar Morin
*"Sonra seni hatırlıyorum. Birden zindanım aydınlanıyor. Kuşlar cıvıldıyor içimde. Yaşamak istiyorum. "Cemil Mercek
*Bir dil evreni var ve buradan oraya vızır vızır gidip gelmeler oluyor. Ve herkes oradan getirebildiği kadar konuşup yazabiliyor, meramını o kadar anlatabiliyor.
*Dil olsa olsa bir büyü işidir.
*Bir yazarın asıl hikayesi, kağıt üzerine ilk cümlelerini düşürdüğü gün başlamıştır.
*Sabırlı, mahir ve fakat kıskanç, ihanet kabul etmez bir kadın gibidir yazı.
*Aniden, bir iç titremesiyle, bir anlık hevesle, yoğun bir duygu akışıyla "yazmalıyım" dersiniz ve böylece ilk oku atmış olursunuz.
*"Yazmasam çıldıracaktım" Sait Faik
*Yazmak aynı zamanda konuşmamaktır da, susmaktır. Sessiz çığlık atmaktır.
*"Her milletin dahisi vardır ama bizden başka dahi-i azam yoktur." Yusuf Ziya Ortaç
*Gerçekten yazar olmayı mı istiyorum, yoksa mutlu olmayı mı ?
*"Yaşlılık bir işi ellerin ayakların yapamaması değil, kafanın almamasıdır" Salah Birsel
*"Gündelik şeyler beni boğuyor. Halbuki içimde başka susuzluklar var" A.H Tanpınar
*"Sanat ne kadar uzun ,tanrım, hayat ne kadar kısa" Geothe
*Edebiyatın temizleme, diriltme ve dönüştürme gücünü ilkin, ancak kişisel yaşamınızda fark edebilirsiniz.
*Okuma her durakta bir şey bulmaktır.
*"Ben bir tek kitap okuyandan korkarım"
*Hiçbir insan bir ada değildir.
*Günaha çağıranların sesi, sevaba davet edenlerden fazla çıkar her zaman.
*Bir kadın elinin değmediği, söküğünü, düğmesini bir kadının dikmediği eşya, bir kadının derleyip toplamadığı kırıntı ebediyen eksik ve solgundur.
*Kadın, evin içinde bir sihirbaz değneğe benzer.

Velhasılı iyi kelimeleri bir arada görmek, bir bahar yaşamak için iyidir Ali Çolak ve şükür sebebimdir benim hep. Kendinin de dediği gibi; "Bir deneme bir şeyler, birilerini sevdirmezse beş paraya çalışmaz" Seviyorum ki ben O anlatırken şairleri, şiirleri, hikayeleri, dereleri, tepeleri, ağaçları... Böyle de güzel anlatılmaz ki, peri böyle güzel uyandırılmaz ki :)

28 Ocak 2013 Pazartesi

Aşkın Gözyaşları Aktı

"Aşkın Gözyaşları"
Popülerizim...Ve ben bu akıma kapılanlardandım işte. Daha önceki bi NT ziyaretimde "okumalıyım bu seriden bir kitap diyip" başlamıştım..Lakin hiç beklediğimi bulamadım. Birinin adına biyogrofik roman yazıyorsanız onun hakkında doğruları yazmak zorundasınız. Evet arada abartmalara tamam, edebi sanatlara tamam, kurgu olan kısma tamam ama doğru olmayanı yazmanın doğru olmadığına inanıyorum kesinlikle. Anlatım benim ruhuma dokunmadı,dokunamadı.  Mevlana hazretleri yada Şems Hazretleri hakkında çok bildiğim var diyemem lakin ben öyle bir hayatı olduğuna inananamadım Şems Hazretlerinin, ya da anlatımda aksaklıklar olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki bir ayet mealinin yanlış yazımı gibi koca bir hata varken kitapta insanların hayatlarıyla alakalı hatalar çok küçük. Evet evet böyle bir hata var bu kitapta ! Ki bu benim yakaladığım kısmı...(çok dikkatli bir okuyucu olamadığımı da eklemeliyim sevgili blogum)






İyi cümleler yine de vardı :)  Bir kısmı:

*Ama kırk peygambervari bir yaştır.
*Hoca dediğin adayan olmalı kendini.
*Öyle yaşa ki dünya seni ahirete götürsün.
*"Yarın ola aşk ola"

*                               Muhammed'den muhabbet oldu hasıl
                                 Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl

*Allah ilk maşuktur ve bütün varlıklar O'nu arzular, O'na yönelir ve işler bütünüyle O'na döner.
*Düşünce gelince yolun ortasında da olsan otur, saatlerce keyfini sür.
*Alimken  arif oldun. Peki aşık olmaya namzet misin ?
*Kalbin anlamını bulmak için bedenimizi kaybetsek bile kalbimizin yardımı zihnimizin temiz kalmasına yetiyor
* Yetmiş kapıyı açan tek anahtardır aşk.
*Bir insanı çok seviyorsanız yarenlerini de fethetmeniz gerekir.
*Allah bir insanı senin elinle ayağa kaldıracaksa sen nasıl elini uzatmazsın ?
*Hüzün ki en çok yakışandı aşıklara
*Aşk hatırına gitmeliyim.
*Aşkın karşılığı yok. Bazı insanlar sadece sevmeyi bilir, karşısındaki sever mi sevmez mi hiç düşünmeden sever.
*Gönülsüz evlilik göz kamaştırıcı neşeleri pek davet etmez.

Peki tekrar bi Sinan Yağmur okur muyum ? Sanmam, vakit kaybı. Rahatsız olduğum mesele neden birilerinin hayatı kullanarak roman yapılıyor? Başka isim koy uydur istediğin kadar.. Ve Mevlana Hazretleri üzerinden rant sağlamaya çalışanlara tepkiliyim. Kimsenin böyle bir hakkı yok ! Kaldı ki Sayın Sinan Yağmur'u ayeti yanlış yazmasıyla alakalı Allah'a havale etmekteyim. O bilir ne yapacağını. Kendisine bu ayet meselesi ile ilgili mail attığım ve Twitter dan da sorduğum halde bir cevap gelmedi... Kendisi de bicevap olabilir mi ? 

19 Ocak 2013 Cumartesi

Şiircik :)



Ne sabahtır bu mavilik ne akşam !
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram..



Ahmet Muhip Dıranas 
 
:)

16 Ocak 2013 Çarşamba

Süper Kitaplar :))

Pazartesi yine kitap almak için yollardaydım :)
Özellikle öğrencilerimin okuma kitabı eksiklerini gidermek adına yollara düşmüştüm...
Farklıyı arıyordum... Değişik... İlgilerini çekecek bir şey bulmalıydım.. 
Çok ilginç iki kitaba gitti elim:

Süper Defter 1 ve 2
İçi renkli mi renkli,
Tam kendi ağızlarından, onların dünyasından olduğuna inandım karıştırırken içini..
Tabiki önce ben okumalıydım. Hele de bu kadar neşeli görünürken kitaplar..

İlki: Süper Güçlerim Olsa Allah'ı Görebilir Miyim ?




Burada bir çocuğun gözünden imani bahisler ele alınmış. Hiç bir şeyin kendi kendine olmayacağını , dünyanın mükemmel bir düzende yaratıldığını, her bir yaradılanın rızkının, ihtiyacının en güzel şekilde karşılandığından, Allah'ın mührünün her bir yaradılanda olduğu.. Velhasılı kainat kitabının okunmasından bahsetmiş.. Örnekler hep Kırmızı Kitaplardan çocuk yaşa indirgenmiş ve çizimlerle süslenmiş... 

                      İkincisi:Süper Güçlerim Olsa Allah'la Konuşabilir Miyim? 



Burada da hikaye dua bahsi ile başlıyor.. Allah'ın her duaya cevap verdiği ama en uygun zamanda, en güzel haliyle (Yine misafiriz Kırmızı Kitaplara :) ) Ardından namaz.. Kılınışı , hareketlerin anlamları , ezan, 24 altın hikayesi (bknız: Kırmızı Kitaplar :) )... Hepsi gerçekten akıcı ve anlaşılır bir dil ile anlatılmış..Kendi ağızlarından yazılmış olması da bence çocuklarda ciddi iyi etkiler bırakacaktır. 

Buarada her iki kitapta da sayfa kenarlarına küçük küçük notlarda  "O"nun en güzel isimleri anlamlarıyla yazılmış, çok beğendim onu da :)

Şimdinin çocukları daha bir şanslı sanırım. Ben kitaplarını okurken ne kadar mutlu olarak okuyorum, içinde yazanları ilk kez duymuş olmadığım halde. Renkli, neşeli bir sürü yayın bulunuyor artık... Çizgili dediğime bakmayın benim bile çok zevkle ve bilgilenerek okuduğum bir kitap olduğunu belirtmeliyim. Her yaşın kendine göre alacakları muhakkak vardır... Yazarımız Sayın Zeynep Sevde Paksu'ya, kitabın ilahiyat danışmanı,kıymetli ve sempatik babaları Sayın Mehmet Paksu'ya ( bi kitap fuarında tanışmışlığım var:) ) ve diğer tüm emeği geçenlere sonsuz şükranlarla.. Ellerine ve fikirlerine sağlık  :))






İyi ki kitaplar var...
Hayatlarımıza ışık ola :) 

24 Kasım 2012 Cumartesi

Ne Mutlu "Mustafa Kutlu" ile Tanışanlara

okuduğum kitaplardan da arada bir bahsedebilirm heralde...
bahsetmeliyim bundan
çünküüüü...
o birrr:
Mustafa Kutlu
nasıl da güzel yazar
hiç düşünmeden ellerim gidiverir ne zaman bi dosta ihtiyaç duysam
içimizden bir hikayeyle buluşturuverir bizi
içimizden yaşanmış,yaşanacak öyküler
içimizden bi dille yazılır hep onunla...
severim O'nu hep :)
bu sefer ki kısa kısa hikayelerden oluşan "Hayat Güzeldir" di...
ve yine kısa kısa canlara dokunmuştu kalemiyle işte 
ve ben okurken oraya gidiveriyordum
ama yine de itiraf etmeliyim ki çok daha fazla beğendiklerim vardı :)

O'nu ilk "Uzun Hikaye" ile tanımıştım...
ve filmini izlediğimde bu yıl(ki kesinlikle çok başarılı buldum diyebilirim filmi)
tekrar okumalıyım diye geçirdim içimden...
evet tekrar tekrar okmaya değer Mustafa Kutlu'yu
tabi kendinizi uzak bir köyde,kenar bi mahallede
sıradanmış gibi görünüp de fırtınaların,olayların içinde bi hayat süren kahramanın yerine koymak isterseniz ...