Haleti Ruhiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haleti Ruhiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2014 Çarşamba

Keyfli Deneyimdi Doğrusu :)

Çok daraldığım zamanlarda 
Yoldaki su dolu çukura düşmüş bir Zeynep imgesi belirir gözümde
Çırpındıkca daha da batıp elim yüzümü çamur yaptım yıllardır
Hem kendimi, hem çevremdekileri daha çok yordum...

Şimdi, bugün -Rabbimin yardımıyla elbet- yeni bir proce (proje değil:)) uygulamaya çalıştım
Ve sükutla zamanın geçmesini bekledim.
Ha sadece sükutla değil, biraz da eğlenerek
Unutmaya çalışarak,
Insanların "insan" olduğunu anımsayarak
"Ben kırmadım ya umarım" diyerek...

Sükutu bilmeli önce insan
Sükut dediysem öylecee susma değil değerli kari,
Hunharca davranmayıp kendine ve insanlığa,
Allahtan bir huzur beklemek...
Huzur; sabırla, tevekkülle yetişir ancak sanırım
Rabbimize sırtımızı dayayıp, O'nun bizden habersiz olmadığını hatırdan çıkarmamak...
Huzurun Dünyadaki Eğitmeni (sav) diyor ya "sabır ilk tosladığı andadır"
Huzur, sükutla, insanlara yaklaşmak...
Kendine de :))

Umarım bunu hep yapabilirim, çok keyfliydi...
Nasip et Rabbim
Bana da tüm sükunet, huzur arayanlara da ♡

23 Kasım 2014 Pazar

Kış Geldi Falan Filan :)

Yağmur yağdıkca bir huzur yerleşkesi yüreğim
Yağmurla bir ferahlık sağanağı
Yağmurun altında ıslanmak gülümseyerek
Kimi zamansa camdan bakmak sokak lambası aydınlığındaki damlalara
Her damlada bir meleğin gelişi
Her meleğin, bir arzu hali göklere iletişi
Sokaktan gelen damla seslerine "tövbeler" karıştırmak
Damla seslerine "aminler" yüklemek

Evde bir fincan kış çayı mis kokulu
Kulakta tık tık cama vuran damlaların sesi...
Aslında ben korkardım yağmurdan
Lakin birkaç yıldır huzurunu duyar oldum kalbimde
Sokakların ve yüreklerin temizlenmesinin yükünü
Birkaç damla suya, gözyaşına vermişse
Sevilir yağmur...

Yağmur...
Dualar ve tövbeler eşliğinde
Senfonisini sürdürürken yüreğimde
Kış çayı -belki bi fincan kahve-
Kitap beraberliği kurmak istiyorum
Kendi yürek ülkemde
Dinginliğe muhtaç ruhum
Deli yanımı kitapların alıp götüren tarafına bırakmak istiyor...

Kalp temizlenmeyi istiyor
Kâh yağmurla...
Kâh kitapla...
Bazen dua,
Bazen dostla :)


19 Kasım 2014 Çarşamba

Pembiş Gözlük

Rezilliğimin tavan yaptığı bir gündü...
Ah ahh...
Çocuklarımın kitaplarında vardı bir soru,
Orada dediği gibi, "no one is perfect"
:/
Beterinden korusun Rabbim.

Dün okuduğum bir yazı vardı,
Evliliğinden tam vazgeçecek olan bir hanımın tavrı... çabası...
Insanları olduğu gibinin ötesinde,
daha da olumlu bakmak onlara...
Aslında her insan sevilmeyi, yakınlığı hak eder.
Önyargılı olmadığımı düşünsem de
Zaman zaman insanlara gerektiği kıymeti veremediğime üzülüyorum

Farkediyorum ki, hep akisten ibaret hayat
Nasıl yaklaşırsak, ne sesi verirsek benzeri dönüyor
Değil mi ki Alemlerin Rabbi bizden habersiz değil
O zaman kaygılanacak mesele yok
Allah Kendi istediği gibi, yönde aklımızı, kalbimizi yönlendirsin.

Ben de her öğrencime, arkadaşıma, ailemizin bireylerine karşılaştığım en mükemmel insan nazarıyla baksam...
Gerçekleşir hayallerim.

Yine, yeniden... Herşey güzel olacak, biiznillah :)




12 Kasım 2014 Çarşamba

Bir yaşlı teyzenin gözlerinde, dualarında buluyorum yitirmişliğimi bugün
Yaşı epey ilerlemiş,
Yüzünde bir gülümseme,
Rabbe bağlı bir selamla bakıyor bana,
Dudaklarımla alıyorum,
Gözlerim gözlerine takılıyor,
Yorgun. Lakin umutlu
Umut demeyeyim de huzur belki...
Ben yorgun...
Ben yitmişliğimle tren yaylarına bakıyorum.
Ben kendimi arıyorum bir sokakta,
Sonbahara soruyorum,
"Ömür" diyorum...
"Bir hiç" uğruna tüm uykusuzluklarım,
Tüm korkularım "varlığı kaim olana"
Gökten gelecek haberi kaygılı,
Lakin istekli bekliyorum.
"Dünya" bana göre değil...
Ben dünyaya göre hiç değilim.
Ne kadar koşsam,
Yetişemem ben bu balona
Uçar uçar durur da
Bakmaz yetişip yetişemediğime.
Dünya.
Can yakan.
Lakin imtihan arenası,
Cennet bileti,
Cehennem yakıtı...
Dünya...
Sahipsiz.
Ben aciz, zayıf...
Ne haddime yaşamak
Bekliyorum
Sürgünümü,
Vuslata kavuşsun diye.

Bir teyzenin tesbihinde huzur bugün
Teyze...
Dünyaya meydan okurken
Koşmaktan bitkin ben
Dünyaya mağlubum.
Sevdaya, insanlığa mağlup...
Umuda aşık.

29 Ekim 2014 Çarşamba

Kayıp

Sanırım bazen durmak, nefeslenmek gerek.
Ya-vaş-la-mak.
Ne uzak bir kelime bana.
Koştukca kendini yitiren ve anca bununla huzura yaklaşan bir ruha ne uzak...
Ya-vaş-la-mak.

Anlamsız bir kekerelik,
Ruh burukluğu...
İnsanları, sevdiklerimi
Çayın yanında yenilecek bisküvi misal  
Arada neşe için, kırgınlığa sebep olmasın diye
Bir mavi kutuda biriktirme isteği.

Yaşımı ensemin bir ucunda hissediyorum artık.
Artık neşe yerini bilgece bir gülümsemeye bırakıyor sanırken
Acemice kaçıyorum kendimden.
Yakalanıyorum gecenin koynunda sonra.
Yüzleşmek isteyince,
Yüzünü dolayıp başka diyarlara çekiyor.
Yok yok çekme denmez bana bildiğin sürüklüyor.
Bir masala, bir hayalin tam göbeğine
İki çift laf ettirmiyor kendim, kendiyle.

Belki diye diye yıllar geçiyor Rabbim.
Ben dağlara, taşlara yüklendiğin lakin kabullenmedikleri yükü
"Nasıl taşırım" ın karasındayım.
İyi ki biliyorum Sizi Rabbim.
İyi ki bilmeye meyyalim,
İyi ki kalbimin aradığı yine Sizsiniz Rabbim.
Kalbimin kara kısmı günaha koşarken
Sürüklenen bir yanı hala var... 
Hala iyi ki o kısmı yaşıyor Rabbim.
Ya ben Size hasret ebedi aleme göçersem,
Ebedi bir hasretlik olmaz değil mi ?
Kalbim dünyanın sevdalarını da verseler
Size vurgun...
Layık olmasa da...
Karı olmasa da...
Sevmeye yüreği olamasa da...




Huzura uyanmak duasıyla...

13 Ekim 2014 Pazartesi

Hazan Güncesi

"Evraka, evraka !" diye bağırabilirim bence.
Evet evet buldum sonunda.
Hazan, hüzün demekse,
Ruhumun daralışının elbet en büyük sebebi bu
Bir kaç yıldır tanımsız bir huzursuzluk çöreklenip kalıyor içimde
Tam da işte bu mevsimde 
Yağmur toprakla ilk buluşmalarını yaparken
Herkesler evine sığınırken
Ruhum ortada kalıveriyor sanırım
Dökülen yapraklar arasında ne yapması gerektiğini biliveremeyince
Basıveriyor çığlığı:
"Ben daralıyorum"

Kah çok üstünde durmayıp yüzümü ellerimin arasına alıyorum
Kah bildiğim tüm yöntemlerle ferahlık ninnileri ezberletiyorum ona
Sonuç, hazana alışmakla son buluyor
Hazana alıştıkça, hüzün ıraklaşıyor
Sevmeye başlıyorum sarı mevsimi
"Her kışın baharı var" ya umutlarımı yemyeşil tutuyor

Ruh ancak O'nu bulmakla tatmin oluyor
Hazan da olsa, hüzün de çöreklense 
O varsa hayatımızda, zor yok, ferahlık çok
Dünya ne zaman çepeçevre sarıverse 
Ve Rab mekanını kalpte sislendirse,
O'na bağlılığımız kadar yeşil kalabiliyoruz...

Yine, yeniden "Kalpler ancak O'nu anmakla mutmain olur"
O'na hep bağlı kalmak duasıyla...

30 Eylül 2014 Salı

Bekleyenler Kulübü

Günaydınlar :)

Sanırım yazmaya en münasip mevsime geldik.
"Hırkalı mevsim"
Çantamdan şalın, boynumdan atkının eksik olmadığı
Kitaplı, kahveli,
Çaylı, filmli mevsim...
İyi ki dönüyor dünya ve değişiyor mevsimler
Sıkılır kalırdım sanırım yoksa ben 
En sevdiğim yazda bile :)

Güne erken başlayıp kahvaltı yaparken birkaç yazı karıştırayım derken rast geldiğim yazılar sanırım bulutlu hava yaptı gözlerimde :)
Özlemek ne menem bir iştir... Nasıl sevdalı. Hiç tanımadıklarımı bile özleme yeteneğine sahibim ve sanırım yalnız değilim bunda. 

Bir şiirde, 
Beklerim ben
O'nu erkenden der...
Sanki beni duymuş, tanımış gibi.
Gece gündüz bekliyorum sanırım
Hem de onca çok beklediğim var ki
Her hatrıma düştüğünde uzağa dalıp 
Gülümseten,
Bir türkü tutuşturan dile,
Sonra kelimeleri sıralatan ard arda
Yine gülümseten,
Ahhh ettiren,
Yine de şükre vesile...

Umut diyeyim buna ben
Dua diyeyim
Sevda
Duyguların en güzeli...

Sabah erken kalkmak iyidir ondan
Belki gelir de
Beni uyur bulmasın...
Seher vakti kuş kanatlarıyla
Melek naifliği ile...
Gelir.



16 Eylül 2014 Salı

İç Dökümü

Dışımın kırmızısına inat
-O kadar da bakıma rağmen-
Bir tarafım kuru, ayaz.
Bir tarafım bahar besbelli,
Bir tarafım kışı bekleyen kuş.

Günler süren başağrısı,
Kabuslar...
Sonra müjdeli bir rüya,
Sonra müjdeli bir dost sesi...

Kış yüreğimin yerlisi,
Yara bandım Ra'd Suresinde gizli...
"Kalpler ancak Allah'ı anmakla mütmain olur"
Yok başka kapı iyi ki...
İyi ki ellerimden tutan Sensin Rabbim.

Bahar olacak elbet dışım,
Elbet bilmeyecekler nasıl da üşüdüğümü,
Kimleri özlediğimi...
İçimin kışına hazırım,
Hatta basbaya alışkın
Kah seccademle, kah bir kitapla...

Çocuklarım var bide...
"Hem yara bandım hem yaram" der ya şair
Öyle işte :)
Sınıfın kokusunu,
Çocuklarımın seslerini,
Gülümsemelerini
Seviyorum delice.
İyi ki hem de...
Hamdolsun ki onlar var yaralarıma merhem
-Nasıl olduğunu bilmediğim- bir mutluluk onlarım var iyi ki...

Şükürsüzlük ettimse affola Rabbim,
Elbet güzel bir hayat, içinde Sen olduktan sonra,
Samanlık seyran bize,
Yeter ki Sen bırakma,
Aslında bilirim bütün yaralarımız, yangınlarımız uzaklıktan.
Sana uzaklık kalbimizin kışlarına sebep,
İçimizin huzurunu kovan hep Sensizlik Rabbim.

Benimki bir korku,
Senin sevdana tutulamamaktan korkuyorum.
Ve kelimelere hasretimden içimin kirini işte böyle döküyorum.

9 Eylül 2014 Salı

Baba Oğul...

Kelimeler bile kifayetsizse şu hayatta 
Başka da denecek söz yok sanırım.

Bir anne uğurlandı bugün ebede
Bir çocuk arkasından bakakaldı anlamadan
Baba evlada bakar, evlat yeşiller giymiş anneye...
Nasıl bir acıdır can yoldaşını, eşini, uğurlamak
Nasıl bir yaradır geriye 5 yaşlarında bir çocuğun ellerinden tutup eve gitmek
"Anne" derken çocuklar sokakta, boşluğa bakakalmak...

Geceler bilir en iyi yangını
Yastıklar bilir gözyaşlarını
Nasılsa ecel gelecekti kabul
Lakin...
Acı, yaşanırken bilinendir.
Ferahlık verecek Rabbim muhakkak,
Verir umarım ve bilirim.

İyi geceler yavrucuk...
İyi geceler sevdiğini doğmamış bebeğiyle uğurlayan yürek
Huzur dolsun içiniz...
Huzur doldursun evin hanımını, annesini yitirmekten doğan boşluğu...

11 Haziran 2014 Çarşamba

Ağlayabilmek güzeldi.
Düşünmek kendinden başkalarını da.

Sevmesen bile.
Hoş görmek.
Hoş bakabilmek.
Yüreklerin pasını gülücükle silmek.
Ruhumuz açlıktan kıvranırken,
Doyan midelerimizin "ah"ını tutar olmuşuz.
Sevdaya diyetler yapıp,
Gönlümüzü bir sokakta,
Haram bir sevdaya bırakıvermişiz.

Sevdamızı hakedenleri göremezken gözlerimiz,
Kurak çöllere otağı kurma niyetindeyiz daim.
Güneş yakarken tenimizi,
Buz tutmuş kalpler...


Ben bahara inanırım lakin.
Bir duanın, bir gözyaşının kıymetine...

Sevdanın gücü diye bir şey var hayatta...
Tutsun yakamızdan,
Kalbimizi sarsın en yakın zamanda.

Lakin mühimdir,
Kalplerimizin tamire ihtiyacı var.
En acilinden.
Yani en azından benimkinin :)


10 Haziran 2014 Salı

Yaz Geldi Yupiiii

Yaz geldi işte. Bana artık gün saymalar düşer, yazdan 90 gün kaldı...89...88... 3 kaldı...2...
Güneşe vurgun, renklere hayranım ben, yapılacak en iyi şey güneşin keyfine kendini bırakıvermek bundan sonra. Hayat keyfini sürmeyi ertelemeyi, şükrü bırakmayı, sevdiklerini sevdiğini söylemeyi içine bıraktırmayacak kadar kısa zira. Günler günleri kovalar durur hayatımda. Ee o vakit hayatın neşesini yakalamak düşer kula da. Eee huzursuzluk, darlık bile güzel günlerini anlasın diye verilmiş kula. Değil mi ki O var... Herşey ama inan herşey güzel. Yeter ki ellerimizi bırakmasın. Hani herşeyin yokluğu çekilir de O'nsuzluk oturur içimize. Kaldıramayız.

Neyseciğime... Deniz ayrı bir neşe, çiçek ayrı... Hele bir domates kokusu diye birşey var...Cennette bunun aslı nasıl olacak bilmem -ama bilmek isterim elbet.- Ya renkler Rabbim ? Kırmızı, yeşil, mor... Ya pembe, eflatun... Tabiki benim rengim mavi... Tam maviciyim ben... Mavi umudum, huzurum :)


Dün yıllar sonra bir bahçe gezdim. Hani salkım salkım domatesler, hani erikler dalda, dut gülümsüyor yapraklar ardında, hani fasulyecikler sarılmış sarığa, dalda ekşi kırmızı lambalar... Yok lamba değil de vişne onlar, kenarda çiçekler yabani, incirler yazı bekliyor yeşil yeşil... Kenarda salıncak...

Arada hissetmeli toprağı. Şehrin hayatından ruha dokunmalı. Ne kadar ruha dokunursak o kadar mutluyuz elbet. O kadar huzur demek. Bir çiçekle, bir avuç kirazla, bir türküyle, bir duayla, bir secdeyle, bir çocuğun sözlerine kanıp, bir dostun gözlerine bakıp, bir bebeği koklayıp, bir kahve kokusuyla, bir kitapla... Buldur huzuru Rabbim.

Minicik olsa da elimizdekiler, mutluluğumuzu, huzurumuzu kocaman yap nolur. Ve Sen'imizi, sevgini hiçbir sevginin önüne geçirme nolur. Sevdamla...

23 Ocak 2014 Perşembe

Mavi Bir Hatıranın Kitabı: Mimoza Sürgünü

Mimoza Sürgünü bir Nazan Bekiroğlu kitabı...

Bayramda tanıştık O'nunla, ve bir 25 kasımda hediye olarak elime geçti.
Elime geçti lakin okumaya takat, okumaya gücüm yoktu.
Zira yaralarımı kanatacağını biliyordum.
Yine de bu sabah aceleyle kitaplıktan çekiverdim, "çok canım yanarsa bırakıveririm" dedim
Dedim lakin bırakmak ne/na mümkün...
Her yazdığına "Bu hatun nereden tanıyor beni" demeden edemedim, edemiyorum.

Ya kalplerin hepsi bu basamakta (yazar burada level kelimesini uygun görmüş lakin Türkçeye saygısından kullanmamıştır) aynı duygular içinde
Ya hayatta şahsen hiç tanımasanız da bazılarıyla aynı duygularda olursunuz
Ve onlar duygularını kelimelere döktükçe şaşkın gözlerle bakakalırsınız.

Vücudumun su ve tuz miktarında kayıp yaşandı bugün de...
Ama ağlamaktan değil ağlayamamaktan korkmalı insan :)








3 Ocak 2014 Cuma

Umut Rabbimse...

Gündemden sıkılıp aylardır karşısına geçemediğim blogcuğumun karşına geçmeye karar verdim.
Gündem bunaltıcı, sıkıcı... Korkutucu... Dualara dualar karışıyor... Zikirlerle eller göğe kalkıyor. Lakin olaylar neyle nihayetlenir bilemem, hayr olsun derim önümüz arkamız.

Romantikliğe bağladım günlere gelmişiz. Kış ya ondan mı bilmem. Anne özlemi sarmış her yanımı, dayayıversem omzuna başımı diye hayaller kurar olmuş vaziyetteyim. Sanırım daha görüşmemize var ama. Rabbim en hayırlısıyla en yakın zamanda buluştursun bizi. Allah herkesi sevdiğine kavuştursun :)

Yaralarım acıtıyor hala. Sanki kırık bir cam yutmuşum, değdikçe biyerlerime kesiliyor içim... Kesikdikçe hayallerim kırpık kırpık. Paça parça artık... Olsun "Allah var, gam yok" Rabbimse umut yokluk nedir bilmeyiz inşAllah. Herşey çok daha güzel olacak :)

30 Kasım 2013 Cumartesi

Koşmaca

Bazı suskunluklar çok anlam ifade eder..
Benimki onlardan değil blogcum,
Tamamen seni boşlamamdan oldu :/

Aslında yoğun olmak bi yandan da iyi be blogcum
Düşünmeye fırsatın kalmıyor
Uyu uyan koş
Şükür...Şükür 
Unutmak veren Rabbime
Tamamen yaralar hemen geçmiyor elbet
Lakin hızdan anlamıyor insan...

Hayat = yara mı acaba ?
Hayat... imtihan kesin :)
Geçebildir bizi Allahım
Sana yakınlık...Sana çok yakınlık ver bize
Çok sev bizi...,
Kimsenin merhametine, sevgisine muhtaç bırakma başka...
Sev bizi...

26 Ekim 2013 Cumartesi

Şükür

İyi ki Rabbim istediklerimizi hemen vermiyor,
Hamdolsun.
Geri dönüşü olmayan isteklerimiz,
Haddimizi aşmalarımız oluyor çünkü yazık ki zaman zaman
En yakınımızda olan, bizi bilen Merhametler Merhametlisine güven,tevekkül aslında gereken. 

Muhtaç olduğumuz dua avuç içlerimizde saklı :)


25 Ekim 2013 Cuma

Mai

"Yazmasam çıldıracaktım" der Sait Faik...

G/S özünü  seveyim...
Harflerin varlığının delice tutkunu olmak,
Her bir derde devayı harflerle iletmek...
Bazen klavyeye sarılıyor insan,
Bazense dilinin döndüğünce secdede anlatıyor...

Harflerin anlamını yitirdiği ilmime açık tek yer göz.
Hiçbir harfe, şekle ihtiyacı olmaz gözün anlatırken,
Dolar dolar anlatır,
Ki en anlamlıdır.

Ben sadece: mai ve açık siyah yazacağım çıldırmamak adına... Mai...









Bu da kendi objektifimden...



6 Ekim 2013 Pazar

Mutfakla Huzurun Bi Bağı Olmalı

Sopsoğuk günler devam ediyor... Haber vereydi azcık sonbahar hazırlık yapardık biz de kışa... Olsun, pat diye çıkar zaten kazaklar, değil mi ? Başıma yıkılan bir dolabım vardı bugün, yazlıklarla kışlıkların kardeşliği :)
Şunu da giyeyim, bunu da...hatta bunu bile.... lahanamsı :)

Bu sene turşu yaptım, iyi bir ev hanımı gibi. Bir de buzluğa bişeler attık, yaza hasret kalmayalım diye. Veee bugün de kahvaltılık sos hazır :)) İyiymiş ya, epeyce eğlenceli. Zaten mutfaksever biri olaraktan ben, musmutlu oldum yaparken bunları.

İnsanlar çeşitli, yemekler gibi...Alınanlar, kıranlar,kırılanlar, kırılması gerekip de kırılmayanlar, hayatımıza zorla girmeye çalışanlar, çıkarmaya çalıştıklarımız, sevdiklerimiz, özlediklerimiz, burnumuzda tütenler, neşelendirenler... Tatlılar, ekşiler, mis kokulular....İşte bunlara farklı bir açıyla yaklaştığım yer mutfak. "Amaaaan olsun, kırarsa kırsın, mis gibi oldu yemek mis"... bide ağlama isteği ile dolunca boool soğanlı bir yemek planlayıp, doğra doğra ağla..muhteşem. Yakalanınca da "ağlamıyorum soğan kaçtı gözüme" diye çamura yatmaca :) Ha bide çay ve kurabiye ikilisi var, mis kurabiye ağzında dağlırken çayı iç, yorgunluğun gitsin, uzaya uçuş yap mutluluktan :)

Bugünlerin sözü: Sevmek derttir ama sevememek daha büyük tasa. Hadi bakalım buyrun... Bol mutfaklı günleeer :)


Domatesli turşumuz olurken :)




Turşumuz olduuuu :)





Kahvaltılık sos :)



4 Ekim 2013 Cuma

Abartılı Bir Yazı

Ne enteresan günler yaşamaktayız. İnsanların arkasından ne ilginç kişilikler çıkıyor. Sonra biri çıkıyor yaşadığın eski olayda kendi kendini sorgulamanı sağlıyor, haklıydım, değildim, haklıydım, değildim....

Neyse... İnsan işte, rengarenk bence...Siyahı da var pembesi de. Nasıl razıysak pembeye, maviye öylece katlanmaya çalışmalı siyahlara da. katlanılmıyor kabul lakin görmezden gelip de hayata devam etmek. Onlarla hayatı karartacağıma onlar benle pembe olsun (abarttım kabul) :))



O değil de mesele ben gene nezleyim. Ve bunun Selpak'ın bir oyunu olduğuna inanmıyor değilim, ha bide Doğadan var. Hoşgeldin ekinezya, ıhlamur, kuşburnu, zencefil, karanfil, bal, şal, peçete, yün yorgan, propolis ilaç kutusu... Hoşgeldin "kar yağdı mı yağıyor mu" lu günler. Hoşgeldin "home sweet home" günleri :) Yaza ne kadar meftun olsam da bir Akdenizli olarak, kışı da sevdiğimi ilk defa burada ilan ediyorum :)) Kar seviyorum ben bi kere, evimi seviyorum, kazaklarımı, hırkamı... Hele yün yorganım... Ooo en iyi arkadaş o 
bana...Abarttım mı ? 

Buarada Arapça kursum başladı, yuppiiii :))

29 Eylül 2013 Pazar

Hoşgeldim

Uzuuun bir aradan sonra ben geldim :)

Tivitırı çıkardım hayatımdan iki gün oldu. Gürültü gitti hayatımdan şimdilik. Bakalım ne kadar sürecek bilmiyorum ama iyi şimdilik :)
Daha çok yazmayı umuyorum böylece, hissettiğim rüzgarı, sevdiğim insanları, kuzucuklarımı, yaşadıklarımı...
Anlık tüketilmemiş olur belki de böylece ? 
:))

Daha uzun yazmak hedefimdeyidi, lakin ne yazacağımı hatırlayamadım. "Herşey daha güzel olacak" diye bi slogan vardı, onu açayım ben gene :)



17 Eylül 2013 Salı

Yalovayı Da Gördük Ya

Yalovadaydık...
Hep güzel gelmiştir lakin bire birde yaşamak, yok yok çok da değildi...
Geri dönüşte itiraf ediyorum Bursayı çok özlemiştim
Mudanya ondan çok daha nezih ve güzeldi...
Yok yok korkunç da değildi bi Bursa olmasa da, 
Denizi olan şirin bir şehir işte :)

İnip kıyıda yürüdük, oturduk...
Bir aralık gözüm dalgalara takıldı
"Insan gibi deniz aslında" dedik sonra
Dalgalandıkça temizleniyor yani hareketli, aktif oldukça
Hareketsiz su kirlenip duruyor...
Aslı da kirlidir ya denizin,
İnsanın da öyle...
Muhakkak tertemiz değil, lakin dalgalandıkça, hareket ettikçe temizleniyor
Rabbim çok büyük...
Bizi kendi kendimize bırakmasın..
Kaygan yollarda düşüveririz sonra... 

Bir tatil akşamında Yalovanın düşündürdükleri işte :) 





(fotoğraf ne yazıkki az, zira hepsinde ben varım, anca bukadar çıktı )

Yalnız Rizom dışında Yalovaya gitmesek de olurmuş, Özlemciğimle vardığımız sonuç bu :))