Şükürler Ola :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şükürler Ola :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2014 Salı

Bekleyenler Kulübü

Günaydınlar :)

Sanırım yazmaya en münasip mevsime geldik.
"Hırkalı mevsim"
Çantamdan şalın, boynumdan atkının eksik olmadığı
Kitaplı, kahveli,
Çaylı, filmli mevsim...
İyi ki dönüyor dünya ve değişiyor mevsimler
Sıkılır kalırdım sanırım yoksa ben 
En sevdiğim yazda bile :)

Güne erken başlayıp kahvaltı yaparken birkaç yazı karıştırayım derken rast geldiğim yazılar sanırım bulutlu hava yaptı gözlerimde :)
Özlemek ne menem bir iştir... Nasıl sevdalı. Hiç tanımadıklarımı bile özleme yeteneğine sahibim ve sanırım yalnız değilim bunda. 

Bir şiirde, 
Beklerim ben
O'nu erkenden der...
Sanki beni duymuş, tanımış gibi.
Gece gündüz bekliyorum sanırım
Hem de onca çok beklediğim var ki
Her hatrıma düştüğünde uzağa dalıp 
Gülümseten,
Bir türkü tutuşturan dile,
Sonra kelimeleri sıralatan ard arda
Yine gülümseten,
Ahhh ettiren,
Yine de şükre vesile...

Umut diyeyim buna ben
Dua diyeyim
Sevda
Duyguların en güzeli...

Sabah erken kalkmak iyidir ondan
Belki gelir de
Beni uyur bulmasın...
Seher vakti kuş kanatlarıyla
Melek naifliği ile...
Gelir.



10 Haziran 2014 Salı

Yaz Geldi Yupiiii

Yaz geldi işte. Bana artık gün saymalar düşer, yazdan 90 gün kaldı...89...88... 3 kaldı...2...
Güneşe vurgun, renklere hayranım ben, yapılacak en iyi şey güneşin keyfine kendini bırakıvermek bundan sonra. Hayat keyfini sürmeyi ertelemeyi, şükrü bırakmayı, sevdiklerini sevdiğini söylemeyi içine bıraktırmayacak kadar kısa zira. Günler günleri kovalar durur hayatımda. Ee o vakit hayatın neşesini yakalamak düşer kula da. Eee huzursuzluk, darlık bile güzel günlerini anlasın diye verilmiş kula. Değil mi ki O var... Herşey ama inan herşey güzel. Yeter ki ellerimizi bırakmasın. Hani herşeyin yokluğu çekilir de O'nsuzluk oturur içimize. Kaldıramayız.

Neyseciğime... Deniz ayrı bir neşe, çiçek ayrı... Hele bir domates kokusu diye birşey var...Cennette bunun aslı nasıl olacak bilmem -ama bilmek isterim elbet.- Ya renkler Rabbim ? Kırmızı, yeşil, mor... Ya pembe, eflatun... Tabiki benim rengim mavi... Tam maviciyim ben... Mavi umudum, huzurum :)


Dün yıllar sonra bir bahçe gezdim. Hani salkım salkım domatesler, hani erikler dalda, dut gülümsüyor yapraklar ardında, hani fasulyecikler sarılmış sarığa, dalda ekşi kırmızı lambalar... Yok lamba değil de vişne onlar, kenarda çiçekler yabani, incirler yazı bekliyor yeşil yeşil... Kenarda salıncak...

Arada hissetmeli toprağı. Şehrin hayatından ruha dokunmalı. Ne kadar ruha dokunursak o kadar mutluyuz elbet. O kadar huzur demek. Bir çiçekle, bir avuç kirazla, bir türküyle, bir duayla, bir secdeyle, bir çocuğun sözlerine kanıp, bir dostun gözlerine bakıp, bir bebeği koklayıp, bir kahve kokusuyla, bir kitapla... Buldur huzuru Rabbim.

Minicik olsa da elimizdekiler, mutluluğumuzu, huzurumuzu kocaman yap nolur. Ve Sen'imizi, sevgini hiçbir sevginin önüne geçirme nolur. Sevdamla...

26 Ocak 2014 Pazar

Hoşgeldin Bebek

Beklenen bebiş geldi :)
Bbmin küçücük minicik kuzusu dünya semalarında artık
Hoş geldin genç adam,
Rabbim ömrünü hayırlı ve kolay eylesin,
Annenle, babanla, sevdiklerinle, sevenlerinle ve teyzenle mutlu mesut yıllar :)

29 Ekim 2013 Salı

İki Güzel : Bursam ve Annem

Annemcim Bursam'da :))

Pazar geldiler, dün çok güzel bi gün geçirdik beraber
Nasıl iyi geldi :)

Beraber gezdik, alış veriş yaptık, konuştuk...
Babamcım da bizimleydi, ama paylaşım annemcimle daha fazla tabi :)
Dolu dolu bir günden fazla geçirmiş olduk.
Bu arada Sümeyye hocacım da saolsunlar bizi çoook güzel ağırladılar
Mahcuplardayım :/


Hamdolsun insanın yanında sevdiklerinin olması çok güzel.
Sevdiklerinin bir kısmının yakın, bir kısmının uzak olması çok düşündürücü.
Yanındakilerinin insanı sevmesi çok muhteşem.
Özlenmek çok görkemli.
Özlemek çok... 

Çay içelim...müzik dinleyelim...kitap okuyalım...
Bi de bitanecik kuzularım...
seviyorummm <3

26 Ekim 2013 Cumartesi

Şükür

İyi ki Rabbim istediklerimizi hemen vermiyor,
Hamdolsun.
Geri dönüşü olmayan isteklerimiz,
Haddimizi aşmalarımız oluyor çünkü yazık ki zaman zaman
En yakınımızda olan, bizi bilen Merhametler Merhametlisine güven,tevekkül aslında gereken. 

Muhtaç olduğumuz dua avuç içlerimizde saklı :)


25 Ağustos 2013 Pazar

Kutsal Gezi Notları**

Kutlu Gezi Notlarıma devam etmezsem unutmaktan korkarak tekrar klavye başındayım :)

Zamanla öyle bir unutuluyor ki...
Ve özlem...
Neyse.

3. Gün Mescidi Nebevi önünde buluştuk sabah namazı sonrası. Benim için çok heyecan vericiydi çünkü Yeşil Kubbenin mescit bahçesinden göründüğünü bilmeyen ben ilk kez karşılaşmıştım. Halbuki hep videolarda var dimi ? Nerden çekiyolar ama işte :) Sanıyordum ki hep beklerken gördüğüm o azıcık yerden göründüğü kadar... Hamdolsun değilmiş. 

Bir de burda küçük bir kulübe var. Bu kulübe Efendimizin Medineye geldiklerinde kaldıkları Hz. Eyüp hazretlerinin evinin yeri. Daha da ilginci, çok daha önceleri bura Tubba diye anılmaktaymış, ve Tubba'nın meliki buraya Efendimiz (sav) için yaptırmış bu evi, "Ben yetişemedim ama yetişseydim sana iman ederdim" diyen bir pusula bırakmış sandık içinde. Bu sandıktan daha hiç bahsedilmemişken Efendimiz sahabe efendilerimizden birine "sende bir sandık var onu getir" diyor... Ve herkes şaşkın kalıyor bu olaya :)

Cennetül Bakiye malum bayanlar giremiyor. Dışarıdan gördüm. "Kıyamet azabı bana ve çevreme zarar vermez" buyurmuştur Efendimiz, ondan kıyamet azabı Cennetül Bakidekilere zarar vermez.  Hz. Osman, Hz İbrahim ( Efendimizin mübarek oğulları), Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Efendimizin mübarek başları, Hz. Abbas, Hz. Rukiye, Hz. Safiye nin kabirleri buradadır. Ali Ulvi Kurucu hocamızın da kabirleri buradadır... Hz. Meymune validemiz evlendiği yerde vefat etmişlerdir, Hz Hatice annemizin kabri ise Mekkededir. Peki ya Hz. Ali ? Kabri nerede o mübarek ilmin kapısı insanın ?

Bikaç mescit gezdik ardından..Biri Gamame Mescidi, yani "Bulut" :))
Efendimizin burada yağmur duası ettiği belirtiliyor ve başında O'nunla (sav) gezen bulutun belirgin bir şekilde görüldüğü yer olduğu söyleniyor. Hemen yanında sayılır, Hz. Ebu Bekir Mescidi var, burada namaz kılmışlar vakti zamanında... Bu mescitler Osmanlı döneminde yapılmış. Sultan Mahmud zamanında yapılmış ve kapısında "Bu mescit Ebu Bekir Efendimizin Mescidi"dir yazıyor.Yeşil Kubbenin tamirini yaptırmış aynı zamanda Sultan Mahmud, ve yere bir bez serdiriyor, tozlar Efendimizi (sav) rahatsız etmesin diye. Oğlu devam ettirirken tamire, dünya kelamı konuşturtmuyor... Abdülmecit diğer mektupları yatarak okuyabilirken, Mekke ve Medine'den gelen mektupları hasta yatağından doğrulur. Sultan Abdülhamit'in iki eşinin kabri Yahya Efendinin orada, Beşiktaşta (ki muhteşem biyerdir). Adnan Menderes eşlerinden birini Fransadan getirtiyor, Fransada Fransız askerlerinin bulaşıklarını yıkamaktaymış :( (bu eşi mi bilmem ama...) Müşfika Sultan, Abdulhamithan'ın vefatından sonra hiç dışarı çıkmamış, neden diye sorulduğunda "benim eşim çok kıskançtı, sokakta görecek insanlardan ruhaniyatı rahatsız olmasın" diye cevaplar ve bence elleriden öpülesi bir annelik yapar...

Yeryüzünde heran ezan okunur ya, Efendimizin ruhunun hayatta olmadığı tek bir an bile olmaz.  Şehitler bile ölmezken, sıddıklar..peygamberler... Bir an bile ruhunun hazır olmadığını düşünemeyiz. Biz bir türbe ziyareti yapmadık, hayatta bir peygamberi ziyaret ettik. Efendimizin huzurunda selatı selam getirirsek Efendimiz onu alır.

Medine... Güzel şehir... Huzur dolu... Medine'de en kıymetli iş selavat getirmek. Allah Resulune zaman ayırmak (sav)... "Salavat geldiğinde melekler bunu bana ulaştırır, Cenabı Hak bana ruhumu iade eder ve ben o selamı alırım" O'na (sav) her an selam gelmekte, her namazda ve her an... 

4. gün sabah namazını mescidin avlusunda kıldım bikaç fotoğraf çekebileyim sonrasında makinemle diye. Oralı kızlarla tanıştık, pek anlaşamadık ama gene de birbirimizi sevdiğimiz kesindi :)
Ve Medine'den ayrılış... 

Gitmeden önce Mekkeye ihram, hac ve umre üzerine bikaç not :

İhramı gusülle giymek ve beyaz giymek sünnetmiş. Hacceden annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur, umre de küçük hac olduğundan...İhram normalde helal olanları haram kılmaya deniyor. "Buyur Allahım senin emrine uydum geliyorum" diyoruz.
Allah teala Hz.İbrahim'e der ki: Çağır benim kullarımı, Hz. İbrahim cevap verir: ben nasıl duyurayım?
Cevap verir Rabbim, çağırmak sana, duyurmak bana. 

Umre şafilerde farz. Hz. Ayşe annemiz soruyor, Siz cihada gidiyorsunuz, peki ya biz kadınlar ?
Efendilr Efendisi cevaplıyor: Hac, umre kadınların cihadıdır. ve Hz. Aişe annemiz hiç bırakmamış umreyi. 14 günde varırlardı Mekkeye, ki ihramda av yok, bitki koparmak yok...hac meşekkatti... ya bize ? 









                       Tubba Mekanı







18 Ağustos 2013 Pazar

Kutlu Gezi Notları *

Kutlu gezi hatıralarımı orada yazmak en büyük hayallerimden biriydi ve hatta bunun için bilgisayar da taşıdım ama insanın uyumaya bile fırsatı olmuyordu. Ya da şöyle diyeyim her fırsatı O'nunla dolu dolu yaşamak istiyor insan. Hiç bu kadar az uyuduğum bir 10 gün olmadı desem hayatımda abartmış olmam sanırım. Hatta bu kadar az dünyayla olduğum bir 10 günüm de olmadı sanırım. Dönerken bir abla grubumuzdan şöyle demişti ki çok etkilenmiştim ve durumu çok iyi ifade ediyordu bence : Buraya gelmeden önce dünya işlerimizin arasına ibadetlerimizi sıkıştırırken, burada ibedetlerimizin arasında dünyalık ihtiyaçlarımızı giderdik... (umarım öyle olabilmiştir)

Çarşamba akşam uçak için evden çıktık. Gayet heyecanlıydık hepimiz tabiki de. Ama en çok ben :) Çünkü benim için ilkti bu, diğerleri için iki. Onlar özlem gidermeye gidiyordu bense yaklaşmaya... Biraz daha yaklaşmaya Rabbime, Efendime... Bir yol arıyordum sanki... Bu da o yollardan biri diyordum... Yeni bir hatim başlamıştım, her fırsatta onu okuya okuya bindik uçağa. Değişik bir heyecan sarmıştı her bir yanımı... Yaklaşıyorduk her dakika... Ertesi gün çok yoğun olacağından yorgun olmamam gerektiğinden uyumam gerekiyordu ama uyku tutmuyordu beni. Zorla da olsa azıcık uyuyabilmiştim ki Medine'ye iniş yaptık. 

Medine... Kutlu şehir :)
Medine, eski adıyla Yesrib, yani "zor yer" demekmiş. Sonra Efendimiz "Öyle demeyin, Medine diyin" buyurmuşlar, ondan Medine O'ra bizim için... 


Havaalanında sabah namazlarımızı eda ettikten sonra şehre ve güne "merhaba" dedik. Otobüslerimize bindik. "Umrenizin kabul görmesi için kötü şeyleri anlatmayın" demiş İmamı Gazali... İşte olayın burası bence çok önemliydi ! Efendimiz (sav) hac ve umre ibadetinde "bunu bana kolaylaştır" diye dua buyururmuş. Otelde kahvaltının ardından "selamlama" vardı, yani Efendimize (sav) "biz geldik" diyecektik. "Her kim sadece beni ziyarete gelirse ona şefaatim vacip olur" diyor yine Efendiler Efendisi (sav)

Heyecan doruktaydı artık. Mescidi Nebevi'ye adım adım yaklaşıyorduk. İlk ezan Bilal Efendimiz tarafından burada okunuyor. Ve ibadet amaçlı ancak "Mescidi Haram, Mescidi Aksa ve Mescidi Nebevi'ye yolculuk yapılır ve 1000 rekat namazdan daha kıymetlidir" deniyor. Bir saate yakın bekledikten sonra "yeşil halı"daydık. Burası Efendimizin minberi ile evinin arası, ve namaz kılmak çok kıymetli. Bir hadisi şerifte buyuruluyor ki: "Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim de cennet bahçeleri üzerindedir" Buarada beklerken yeşil kubbe görünmekte, doya doya izleyesi geliyor insanın... Bir de bir hadisi şerif var yine : "her kim bana kabrimde salavat getirirse, bana aracısız ulaşır" diye. Çoook salavat getirmeye çalıştık ondan. 

Sonrasında mescidde namaz kılıp dualar ettik. Annemle ikindi namazından sonra mescidin dış bahçesinde oturduk, şemsiyeler biz oradayken kapandı. O kadar güzel ve huzurlu ki Medine...O kadar... Kalabalık çok ama çok da huzurlu... Değişik milletten bir sürü insanla omuz omuza, diz dize... Dillerini anlamıyorum ama sıcacık gülümsemeler geçiyor sürekli aramızda. Rengarenk insanlar...
Gece geç saatlere kadar oradaydık. Sanırım o akşam bir daha Ravzaya gittik. Ravza bayanlara sabah namazı, öğle namazı ve yatsı namazı sonrası açık sadece... Ve epeyce bekleyip girebiliyoruz, lakin değiyor tabiki...

Ertesi gün Uhud  Dağına gidecektik. "Uhud öyle bir dağ ki biz Onu severiz O da bizi" der Güzel İnsan (sav). 73 sahabe kabri bulunur burada Uhud şehitliğinde, ve şehitlikte iyi bildiğimiz iki şehit: Mus'ab bin Umeyr, Hz. Hamza... Kuba Mescidine namaz kıldık, ki bura ile ilgili bir hadisi şerifte buyrulur ki : Kim burada namaz kılarsa onun için umre sevabı vardır. (Rabbim kabul buyursun) Hendek Savaşının olduğu yeri gördük, Hicaz Demiryolu Tren İstasyonunu gördük bide hurma bahçesine gittik.

Hicaz Demiryolu II. Abdülhamit Han taraından daha kolay Hacca gidilip gelinebilsin diye yapılıyor, diğer ucu Şam'da. Ama hedef İstanbul'a kadar getirmekmiş. Burada tren raylarına keçe döşenmiş ki Efendimiz Ruhaniyatı (sav) rahatsız olmasınlar diye.

Biraz da hurmayı anlatıp şimdilik bırakayım :)
"İnsanın halasıdır hurma" buyurmuş Efendimiz (Sav). Hurma, insana en benzeyen yiyecekmiş esasında. Dişi ve erkek ayrı ağaçları olan, ortalama ömrü 60 yıl civarında ağaçlarmış bunlar. Dişi ağaç suni dölleme ile döllenir ve 4 sene kadar hamile kalır ağaç. Sonra sökülür yavruyu anne ağacın göreceği yere dikerlermiş. 10-12 yıl sonra o çocuk ağaç oradan alınıp başka yere dikilmeliymiş. Sökülmeze iki ağaç da küser meyve vermezlermiş. Dişi ağacın saçları yere doğru uzun, erkeğinki yukarı doğru dik. Zehirleme / ilaçlama yapılmaz hurma ağacına. Beyni vardır, kafasına vurulmaz. İlgiçtir, insan bir tek hurma yiyerek yaşayabilirmiş. ve bir de hadis var yine hurma ile ilgili: Kim sabahları 7 acve hurması yerse zehir ve büyüden kurtulur.


İlk adım, ilk resim :))





cennet bahçesine adım adım...





Okçular Tepesi




Uhud Şehitliği











Yeşil Kubbe <3




Akşam olur, şemsiyeler toplanır...




Hurma ağacı :)






16 Ağustos 2013 Cuma

Küçücüğüm Herşeyim :)

Günlerden "Eski Günleri Yaad"
Günlerden "Kardeş"
Günlerden "Çocukluk Arkadaşı"
 :)

Herkesin bir çocukluğunu saklayan canı olmalı 
Gülmelerine, hüzünlerine ortak olmuş biri olmalı hayatta
Ne kadar kızsa da onsuz yapamayacağı biri
Gözlerinin içine kadar güldüreni olmalı insanın


En kıymetlisidir o çocukluktan kalan kardeş
Aynı anne- babadan olmadan,
Ama aynı duyguları paylaştığım
Canımmm, kardeşim, bb'm O işte benim :))
(Niye bb olma hikayesi uzun:) )

Aradan ne kadar zaman geçse de
Kahve gibi hatrından hiç geçilmiyor
Değerleniyor seneler geçtikçe...






Ha ha çocukluk arkadaşı olmasa da "kardeş" olanların resmi buda :)) 

18 Haziran 2013 Salı

Kavuşmaya Az Kala :)

Az kaldı sanırım gitmeye artık... 
26 sı gece yola çıkacağız nasip et Rabbim...

Sorumluluklardan en büyüğü mü yüklendi omuzlarıma bilmem,
Bu 10 günü değerlendirme adına ne yapacağımı bilemiyorum,
Elim ayağım birbirine dolanıyor desem...
Hani "zaman insanın elinde eriyen buz misali" derler ya
Bunu orada daha kuvvetli yaşayacağım sanırım...

Daha gelmedi rüyalarıma Efendim...
Daha pırıl pırıl olamadı bişeyler içimde...
Ama 2 rüya gördüm :))
Birinde, inmişiz uçaktan bir otel odasındayız sanırım,
"Önce Medineye gidecektik" biz diyorum...
Ama nerede olduğumu bilmiyorum, perdeler kapalıydı :))

İkincisinde; gitmişim ama çantamı bi açıyorum ki dua kitaplarımı getirmemişim
Bi üzülüyorum ki :(
Bunlar da nereden çıkıp geliyorsa rüyalarıma :)

Bide bi arkadaş görmüş,
Uçaktaymışım, dolu dolu bir uçakta...
Gidiyormuşum :)

Heyecanlı bi gidiş bu bana...
Her anını doldurmak istediğim bi gidiş
Uyumaya korkacağım,
Hakkını verememekten korkacağım,
Dolduramamaktan...

Rabbim büyük...
Nolur doldurtsun...
Nolur turist gibi gidip gelmeyelim,
Gitme yolumuz da, gidişimiz de, dönüşümüz de
Mübarek, kutlu eylesin bizi...


14 Haziran 2013 Cuma

Deniz ve Mehtap

Bir deniz kokusu çekseydim içime...
Bir dalga sesi dolsaydı kulaklarımdan içre...
Mis gibi yosun koksaydı...
Pırıl pırıl parlasaydı deniz
Pırıl pırıl parlasaydı gökyüzü
Pırıl pırıl bir dolunay doldursaydı geceyi
Çayın kokusuna karışsaydı günlük güneşlik şarkılar
Bir gitar sesi... Bir cırcır böceği duyulsaydı,
Unutmadan...Bir de dost sesi, dost kahkası...

Deniz kokusunu özledim...
Bir de deniz yeşili, gök mavisi..
Karşı kıyıda ışıklar,
Yavaş yavaş süzülen kayıklar,
Edilen dualar,
Yalın ayak basılan kum,
Mis gibi su...
Ve çayın mis buğusu...


               Mutlu Akşam :))







   Çay mis, fonda gitar sesi :))





     Sabaha erdik şükür :))



Doğru takımı bulmuş gül :))





                   En güzel fotoğraf bu bence, neşenin fotoğrafı :)


                                                     Sadece kozalak, hep kozalak :))


Arka bahçeye saklanmış mantar bu da :)


25 Mayıs 2013 Cumartesi

Mekke / Medine

Okuduğum kitaptan notlar var bugün...
Bu benim Kutlu Yolculuğum için okuduklarımdan biri ve tek kelimeyle çok beğendim
Beni zorlayan tek yanı tarihe olan muhabbetim (!) 
Sayın Talha Uğurluel de tabi ince ince ayrıntı ayrıntı yazınca,
az biraz yormadı değil okumak :))

"Peygamber Efendimizin İzinde Mekke Medine"

Önce Medine anlatılıyor 
(Ki inşAllah biz de ordan başlayacağız sanırım)
Eski adıyla Yesrib bura...
Yeni adıyla Medine...
Mescidi Nebevi...
Yeşil Kubbe...
Ensar... Muhacir...Kardeşlik
Uhud... Hz.Hamza... Hz. Musab Bin Umeyr...
Cennetül Baki..
Eşinin ve babasının yanındaki kendine ayırdığı mezarlık kısmını Hz Ömer'e veren Hz. Aişe...
Hz Aişe... Hz. Sevde... Hz. Zeynep...
Hz. Rukiye... Hz. Ümmügülsüm... Hz. Zeynep...
Hz. Fatıma... Hz. Hasan...
Hz. Osman... Hz. Abbas... Hz. Halime...
yani..Cennetül Baki..
İlk Mescit Kuba... Kıbleteyn Mescidi (çift Kıbleli Mescit )...
Hurma bahçeleri...
Osmanlı Tren İstasyonu...
Her yer Efendimizin izleriyle dolu sanırım burda...
Bir yerde yıldızları (sahabe efendilerimiz)... Bir yerde ailesi...
Bir yerde sefere hazırlık... Bir köşede Ashabı Suffa...

Geldik Mekke'ye...

"Allah Teala Mekke civarını tamamen kayalık bir halde yaratarak, buraya gelenlerin gönüllerini çevresindeki hiçbir şeye kaptırmadan sadece kendine yönelmelerini istemiş" demiş Necip Fazıl... Çok hoşlandım bundan...
Hz. Hacer, Hz. İbrahim, Hz. İsmail burada en çok anılanlardan... Hz. Hacer olabilmek... "Bunu Rabbin mi istedi? " ile tevekkülde etmek... 

En son Safa ve Merve tepeleri arası say yapılıyor ve umre tamamlanıyormuş. Burada saçımızdan bir tutam kesiyormuşuz ve manen, "günahlarıma şahit vücudumun bir kısmı yenilenmiş oluyor" muş... Çok beğendim bu anlamı :)
Efendimiz Hz. Hatice ile yaşadıkları evi Hz. Zeynebe evlilik hediyesi olarak veriyor. Medineye hicretin ardından Akil (ki Hz. Ali'nin kardeşi) satmış bu evi. Mekke'nin fethinin ardından nerede kalacaklarını sorduklarında Efendimize; "Akil kalacak bize yer mi bıraktı" der. :(    (Şimdi burası mescitmiş)

Kabe insan yapısı ilk mekan yeryüzünde. 19 kere yenilenmiş. Hz İsmail ve Hz. Hacer 'in kabirlerinin burada olduğu söyleniyor (Hicr-i İsmail denen yerde) Hacerü'l Esved ile Makam-ı İbrahim arasında 39, Safa ile Merve Tepeleri arasında ise 70 peygamber kabri bulunuyormuş.

Zemzem ne amaçla içilirse ona çare oluyormuş, bunu da bilmiyordum :)

"Mekkedeki dağlar sanki namaz kılacak bir insan görünümünde, yönünü Kabe'ye dönmüş ve başını yere koymuş gibidir" diye ifade edilmiş... Ne naif, ne hoş  :)

Vee Taif anlatılıyor burada. İnsanlığın İftihar Tablosunun kıymetini o an anlayamayanların yeri... "Başlarımızda bizi koruyacak sağlam başlıklar, gözlerimizde en karasından gözlükler var ama güneş bizi perişan ediyor" diyor yazar... 80 km lik bu yolu yayan nasıl gittin Ey Efendiler Efendisi ? Nasıl bir sevgidir bu ? 

Semure Ağacını çok severmiş Efendimiz, yolculuk yaparken altında dinlenip namaz kılarmış :)

Cennetül Mualla var burada. Hz. Hatice, oğulları Kasım ve Abdullah, Ebu Talip ve Abdulmuttalib 'in kabirleri burada bulunmakta imiş....

Anlatamadım ben kitabı... O kadar yoğun ki.. Bereketli...Okumalı...Gidecek olsa da olmasa da insan O'nun (sav) yaşadıklarını adım adım takipten çok lezzet alıyor. 

Rabbim isteyen herkese kavuşmayı nasip etsin O Kutlu Mekanlara...









9 Mayıs 2013 Perşembe

İyi Ki Varsın İstanbul


Günlerin yaza yaklaşması içimde acayip mutluluk yaparken, çocuklardaki hareketlilik beni çok acayip yormakta. Kaç gündür dişlerimi sıkmaktan bi hal oldum. Ki özellikle rahatlamak için İstanbula gittiğimi de düşünürsek,üzücü yani durumlar... Hamdolsun deriz tabi ki her duruma ama yolun en zor kısmına geldik sanırım. Allahım onları üzmeden tatile bi gelseydik, iyiydi. Birinin gözyaşlarına şahidim mesela salı günü, koskocaman erkek bir çocuğun gözlerinin kocaman kocaman doluşuna şahidim, ve kızgınlığım ve üzüntüm hepsi birbirine karıştı sonunda... Akşamı zor ettiğim bi gündü bugün de. Edepsizliğe tahammülüm yok sanırım. Birçok şeye tahammül geliştiren ben, bunu beceremedim henüz :) Yapmalımıyım onu da bilmiyorum ya :)
Allahım nolur onların da bizim de emeklerimizi zayi etme ! Nolur ! 

Gelelim İstanbula :) Sevdiklerimle bir gün daha geçirmek için hemen atlayıp gittim pazar akşamından. Yalnız bu pazar başka pazarlar gibi değildi. Şampiyonluk pazarıydı bu :)) Arena'nın önünü ve Florya yolunu görünce gururla karışık bir sırıtmaya karıştığım kesin. Mutlu oldum evet, severim ben sarı-kırmızıyı :))
Ertesi gün öğlene doğru umre hazırlıkları için annemle çıkmıştık, akşam geldik eve. Kuzularımla az vakit geçirdim bu kez ama gene de beraberdik yani :)) Ve salı sabahı masal bitti, erkenden yola çıktım ve Bursamda devam hayata... Hamdolsun :))

                                                     Feribot beklerken :)







Arena'nın önü nasıl coşkulu kalabalıktı :))

                                  

      Küçük kuzum çizgi film izlerken ve ne yediğini farketmezken :)


Fatih'te bir ev :)) bayıldım


Metro'da kahveci var resmen, kafein krizi tutanlara ! :)


İstanbul dönüşü en sevdiğim üçlü, tost,çay ve manzara :))




Bu da feribotun minik konuğu :)



                             Martılar :)                               


At taşıyan bir kamyon, minicik taylara dikkat :)



Bu da bugün gelen pasaportum :) Çekmeden olmazdı onu :)